Tarih: 30 Mart 2021

Gösterim: 195

Tarih Araştırmaları Topluluğumuz Tarafından "Sözlü Tarih Üzerine” Konulu Söyleşi Düzenlendi

Moderatörlüğünü Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Arş. Gör. Melike Batgıray Abboud'un yaptığı söyleşiye konuşmacı olarak Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı katıldı. Konuşmasında sözlü tarihin önemine değinen Kırımlı, “Tarihte belgeler çok önemlidir ancak tarih sadece belgelerden ibaret değildir. Mesela buradan herhangi birinin hikâyesinin yazacağız burada belgeler nelerdir? Bunlar devlet kayıtları, diplomalar, pasaport gibi belgelerdir. Mesela ben Ahmet ile son derece iyi arkadaşımdır. Bu belgelere geçmez ama kavga edersem bir kayıta geçmiş olurum. İşte burada belgelerin hayatın tüm gerçeklerini bize göstermediğini görürüz. Bu anlamda tarihte yazılı kaynakların bize büyük bir boşluk bıraktığını görürüz.” dedi.

“Araştırmacı, araştırma sürecinde doğru soruları bulup, hazırlanıp gitmeli bunun nedeni nedir?” sorusuna “Tarihte soruları doğru sormak gerekir.” diyen Kırımlı, “Tarih sadece padişahlar, zaferler, savaşlar değildir. Tarihte bir insanın hikâyesi yatar. Arkasında ne oluyor bunu bilmek lazım. Sözlü tarih gazeteci röportajı değildir. Son derece dikkatli araştırıp, doğru bilgiyi bulmak önemlidir. X olayını araştırmak istiyorsunuz. Bir sınırla çevrili olmalı. Bu işe başlamadan önce bulabildiğiniz tüm literatürü ezberleyip öğrenmeniz lazım. Mümkün mertebe soru sorduğunuz kişiden daha iyi bilmeniz lazım. Dinleyeceğin kişilere bir aracı yardımıyla olayı resmi bir ortam yaratmak şartıyla konuşma yapmanız daha sağlıklı olur. Örneğin köy kahvesine gittiniz, üstünüzde takım elbise herkes size bakacaktır. Ortama, koşula uygun olmanız, konuya olan hâkimiyeti kaybetmemeniz önemlidir. Ayrıca iletişim kurduğunuz kişiler sosyal açıdan sizi uzak hissetmemeli, samimi olmanız gereklidir. Bilim emek ister.” diye konuştu.

“Türkiye’de belgeye daha çok inanma durumu söz konusudur.” diyen Kırımlı, “ Örneğin biri çalışmasında sözlü tarihten yararlandı. Sonrasında başka bir araştırmacı çıkıp belgelerde böyle değildir dedi. Sonuçta sözlü tarihçi bunu araştırdı. Bu durumla sözlü tarihçiler nasıl başa çıkacak? Örneğin Gönen’e Osmanlı’da 90 kişilik bir aile taşındı. Bu durum belgelendi. Peki bu aile 2 ay sonra taşındıysa o zaman ne olacak? Sürekli aktif takip olmayabilir. Yazılı belgeler büyük çoğunlukla doğru olabilir ancak 18 Mart yazmak yerine 16 Mart yazmış olabilirim. Bu yüzden yazılı ve sözlü kaynakları birbirinin doğruluğuna bakarak araştırmamız lazım.” dedi.

Kırımlı, “Tarih araştırmacısının oluşturduğu literatür sürecini nasıl işlemesi ve elemesi gerekir?” sorusuna ise, “Olaya ilişkin gördüklerinizi, söylenenleri hemen düzenlemek ve en kısa sürede diğer kaynaklarla karşılaştırmak lazım. Çünkü ses kaydı aldıysanız kopukluk olabilir. Yazmışsınızdır ancak karmaşık olmuştur. Bu yüzden olaydan kopmamakla birlikte o havaya girip bu şekilde devam etmemiz lazım. İnsanlar bilinçli yada bilinçsiz olarak yaşadıklarını unutabilir ya da abartabilir. Ancak araştırmacılar bu bilgileri karşılaştırıp doğrulamalıdır. Herkes olayı doğru anlatamaz ama bu bile tarih için bir delildir. O zamanki psikolojiyi gösterir. Biz bunun için maksimum dikkatle bilgilerimizi süzgeçten geçireceğiz.” şekkinde cevap verdi.

Prof. Dr. Zekai Mete’nin, “Bizim okulumuzda yakın çevremizin tarihini araştırmak, öğrenmek ve var olan bilgileri daha da detaylandırmak için sözlü tarihin araştırılması üzerine bir seçmeli ders açtık. Malum pandemi girdi araya tam anlamıyla gerçekleştiremedik ama sizce bu durum öğrencilerimize yardımcı olacak mıdır?” sorusuna Kırımlı, “ Bence çok yararlı bir ders olur. Hatta tüm tarih bölümünde olması gerekir. Bence sözlü tarih olmadan yazılı tarih olmaz bana göre. Sözlü tarihimiz kaynaklarına ulaşmadığımız sürece unutuluyor. Bu durum zamana karşı bir yarış olarak görülmelidir. Bu yüzden hızla hareket etmek gerek.” dedi.


Fotoğraflar