Gösterim: 118

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinde Büyük Açılış: Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu Hizmete Girdi

Üniversitemiz, bölgemizin en büyük, en modern ve en donanımlı sosyal-kültürel tesislerinden biri olma özelliğini taşıyan “Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu”nu hizmete açtı. Üniversitemizin vizyon projeleri arasında yer alan ve kurumsal gelişimde yeni bir dönüm noktası olan dev salonun açılışı, geniş bir katılımla gerçekleştirilen “Akademik ve İdari Birim Personeli Belge Takdim Töreni” ile taçlandırıldı.

Teknolojik altyapısı, akustik tasarımı ve yüksek koltuk kapasitesiyle bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilecek kongre, sempozyum, konferans ve kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanan Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu, ilk büyük organizasyonunda üniversitenin emektar akademik ve idari kadrosunu ağırladı.

Adını, İstiklâl Marşı’mızın muhterem şairi, büyük mütefekkir ve fikir adamı Mehmet Akif Ersoy’dan alan konferans salonunun açılışında konuşan Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Boz, üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar olmadığını, aynı zamanda ilmin hikmetle buluştuğu, ortak aklın ve medeniyet tasavvurunun şekillendiği müstesna yapılar olduğunu ifade etti.
Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Boz, açılışta yaptığı konuşmada Mehmet Akif Ersoy’un temsil ettiği yüksek ahlak, vatan sevgisi, istiklal şuuru ve ilim anlayışının genç nesillere örnek olması gerektiğini vurgulayarak, yeni konferans salonunun bilimsel üretime, ortak istişare kültürüne ve üniversitemizin akademik gelişimine önemli katkılar sunacağını belirtti.

Konuşmasında üniversitemizin son yıllarda elde ettiği akademik ve kurumsal başarılara da değinen Prof. Dr. İsmail Boz, Mart 2026 itibarıyla Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinin, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı kapsamında “5 Yıllık Tam Akreditasyon” almaya hak kazandığını hatırlatarak, bu başarının ortak emeğin ve güçlü kurumsal kültürün bir sonucu olduğunu ifade etti.

Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Boz’un açılışta gerçekleştirdiği konuşmanın tam metni aşağıda yer almaktadır:

Bismillahirrahmânirrahîm 
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. 

Bizlere ilim yolunda hizmet edecek bu güzel eseri tamamlamayı nasip eden Yüce Rabbimize hamdüsenalar ediyoruz. Salât ve selâm, ilmi, ahlâkı ve fazileti insanlığa rehber kılan Peygamber Efendimiz Muhammed’in (s.a.s) üzerine olsun. 

Allah’ım; Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz ve ismini büyük mütefekkir, mücahit şair ve İstiklâl Marşımızın muhterem müellifi Mehmet Akif Ersoy’dan alan bu salonu milletimiz, gençliğimiz ve insanlık için hayırlı, bereketli ve faydalı eyle. 

Allah’ım; Mehmet Akif Ersoy’a rahmet eyle. Onun vatan sevgisini, imanını, ahlâkını, cesaretini ve milletine adanmış yüksek karakterini genç nesillerimize örnek kıl. Bu salonda yetişecek gençlere; Akif’in inancını, çalışkanlığını, vicdanını ve istiklal şuurunu nasip eyle. 

Burayı; İlmin, hikmetin, ahlâkın, nezaketin ve ortak aklın yeşerdiği bir mekân kıl. Burada yapılacak toplantıları, dersleri, bilimsel çalışmaları ve istişareleri hayırlara vesile eyle. Bu çatının altında bulunan herkese doğruluk, adalet, çalışkanlık ve memlekete hizmet şuuru nasip eyle. 

Allah’ım; Devletimize ve milletimize zeval verme. Üniversitemizi ilimde, irfanda ve başarıda daim eyle. Bu eserin ortaya çıkmasında emeği geçen herkesten razı ol. Hayır sahiplerinin hayırlarını kabul buyur. Bizleri ilmiyle amel eden, ülkesine ve insanlığa fayda sağlayan nesiller yetiştirmeye muvaffak kıl. 

Rabbimiz; “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.” duasındaki ruhu ve şuuru milletimizin gönlünde daima diri eyle. Bizleri birlikten, kardeşlikten, vatana sadakatten ve hakikatten ayırma. 

Allah’ım; Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu aziz vatan uğruna can veren, İ‘lâ-yı Kelimetullâh, yani senin adını yüceltmek, hakkı hâkim kılmak ve mukaddes değerleri muhafaza etmek uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimize rahmet eyle. Kahraman gazilerimize sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler ihsan eyle. Bizlere onların emanetine sahip çıkmayı, birlik ve kardeşlik içinde yaşamayı nasip eyle.

Ezanımızı dindirmeyen, bayrağımızı yere düşürmeyen tüm ecdadımızdan razı ol.

 اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِشُهَدَائِنَا وَارْحَمْهُمْ، وَاحْفَظْ وَطَنَنَا وَدَوْلَتَنَا وَأُمَّتَنَا، وَاجْعَلْ هَذَا الْمَكَانَ مَكَانَ عِلْمٍ 
وَحِكْمَةٍ وَخَيْرٍ وَبَرَكَةٍ. 
Ruhları için, aziz şehitlerimiz ve ebediyete irtihal etmiş bütün büyüklerimiz için El-Fâtiha.

Saygıdeğer Mesai Arkadaşlarım,
Kıymetli Akademik ve İdari Personelimiz,
Değerli Misafirlerimiz,

Bugün burada yalnızca bir belge takdim töreni gerçekleştirmek üzere değil; emeğin, sadakatin, liyakatin, kurumsal aidiyetin ve ortak ideal şuurunun kıymetini teslim etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki; kurumları büyük yapan yalnızca fiziki imkânları, teknolojik altyapıları veya resmî unvanları değildir. Kurumları asıl yücelten; aynı hedefe inanmış, ortak bir vizyona gönül vermiş, sorumluluğunu bir görevden öte bir emanet olarak gören insan kaynağıdır.

Modern yönetim ve organizasyon bilimi de bugün aynı hakikati güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Çağdaş kurumsal başarı; sadece yönetenlerle değil, aynı ülküye mefkûreye inanmış çalışanların oluşturduğu kurumsal kültürle mümkündür. Aidiyet hissinin güçlü olduğu kurumlarda verimlilik artmakta, yenilikçilik gelişmekte, kalite sürdürülebilir hale gelmektedir. İşte bu sebeple bizler, üniversitemizi yalnızca bir çalışma alanı değil; ortak aklın, ortak vicdanın ve ortak hedeflerin hayat bulduğu büyük bir aile olarak görüyoruz.

Bizim medeniyet tasavvurumuzda ise çalışma hayatı yalnızca dünyevî bir faaliyet olarak değerlendirilmemiştir. Emek; ahlakın, sadakatin, ihlasın ve kulluk şuurunun bir tezahürü olarak görülmüştür. Hazreti Peygamber Efendimizin (s.a.s); “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” hadis-i şerifi, aslında kamu hizmetinin ve yönetişim anlayışının en güçlü manevi temelini oluşturmaktadır.

Hazreti Peygamber Efendimizin (s.a.s) yönetim ahlakına baktığımızda; istişareyi esas alan, ehliyeti önceleyen, adaleti merkeze koyan, insan onurunu koruyan ve merhameti yönetişimin ayrılmaz bir parçası kabul eden örnek bir liderlik anlayışı görmekteyiz. Bugün modern yönetim literatüründe konuşulan katılımcı yönetim, etik liderlik, kurumsal bağlılık, insan odaklı organizasyon ve sürdürülebilir yönetişim gibi kavramların, bizim medeniyet kodlarımızda asırlar öncesinden yer aldığını görmekteyiz.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”

İşte bugün burada takdim edeceğimiz her belge; yalnızca bir evrak değil, yılların emeğinin, gayretinin, fedakârlığının, sabrının ve kurumsal sadakatinin nişanesidir.

Kıymetli Hazirun,

Üniversiteler yalnızca bilgi üreten ve aynı zamanda bir medeniyet iddiasının taşıyıcısıdır. İlmin hikmetle buluştuğu, aklın ahlakla yoğrulduğu, insan yetiştirmenin bir memleket meselesi olarak görüldüğü müstesna yapılardır. Günümüz dünyasında üniversiteler; değişimi yöneten, topluma yön veren, inovasyonu teşvik eden ve geleceği şekillendiren stratejik kurumlardır.

Bu büyük yapının görünmeyen ama en güçlü sütunlarından biri ise hiç şüphesiz idari teşkilattır. Çünkü akademik üretimin sürdürülebilirliği; planlı, disiplinli, şeffaf ve fedakâr bir idari yapı ile mümkündür. Modern organizasyon teorileri bize göstermektedir ki; güçlü kurumlar, sadece iyi liderlerle değil, güçlü ekiplerle ayakta kalır. Bir kurumun gerçek kapasitesi; birimler arası uyumunda, iletişim kültüründe ve ortak hedef bilincinde ortaya çıkar.

Bir öğrencimizin üniversitemizin kapısından içeri girdiği ilk andan, mezuniyet sonrası hayata atıldığı güne kadar geçen her aşamada; siz değerli idari personelimizin emeği, alın teri, sabrı ve katkısı vardır. Sizler yalnızca işleyişi sürdüren görevliler değil; bu üniversitenin kurumsal hafızasını, vicdanını ve sürekliliğini taşıyan görünmez kahramanlarsınız.

Tarihimize baktığımızda da büyük devletlerin ve güçlü kurumların arkasında daima sağlam bir teşkilat kültürü görmekteyiz. Siyasetname adlı eserinde Nizamülmülk’ün ifade ettiği üzere; bir kurumun selameti, ehil ve güvenilir insanların vazife başında bulunmasına bağlıdır.

Muâz bin Cebel genç yaşına rağmen ilmi, fıkıh bilgisi ve muhakeme gücü sebebiyle Yemen’e vali ve öğretici olarak gönderildi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ona:
“Ne ile hükmedeceksin?” diye sormuş; Kur’an, sünnet ve içtihat sıralamasıyla verdiği cevap üzerine memnuniyetini ifade etmiştir. Bu olay, sadece sadakat değil; bilgi, hukuk anlayışı ve karar verme yeteneğinin esas alındığını göstermektedir.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın ilim yuvalarını inşa ederken sadece akademik kadroyu değil; o yapının düzenini, işleyişini ve sürdürülebilirliğini sağlayan görevlileri de titizlikle gözetmesi, güçlü kurumların ancak bütüncül bir organizasyon anlayışıyla ayakta kalabileceğinin en önemli örneklerinden biridir.
Çünkü biliyoruz ki; kütüphanesinde düzen olmayan bir üniversite bilgi üretemez, mali yapısı güçlü olmayan bir kurum istikbal inşa edemez, idari yapısı zayıflayan bir teşkilat ise akademik vizyonunu sürdüremez. Sizler, yalnızca masalarınızda görev yapan personeller değil; bu akademik medeniyet yürüyüşünün emektar neferleri, kurumsal istikrarın ve organizasyon kültürünün taşıyıcılarısınız.

Değerli Mesai Arkadaşlarım,

Biraz sonra profesör unvanı almaya hak kazanan kıymetli akademisyenlerimize belgelerini takdim edeceğiz. Profesörlük; yalnızca akademik bir yükseliş değil, ilme adanmış uzun yılların, sabrın, disiplinin ve bilimsel adanmışlığın zirvesidir. Bu unvan aynı zamanda bilgi üretme sorumluluğunu büyüten, genç nesillere rehberlik etme yükümlülüğünü artıran önemli bir emanettir.

Akademik atama ve yükselme sürecini başarıyla tamamlayan tüm hocalarımızı gönülden tebrik ediyorum. Sizlerin ortaya koyduğu bilimsel üretim, akademik liyakat ve araştırma kültürü; üniversitemizin geleceğini şekillendirmekte, ulusal ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmektedir. Günümüz dünyasında güçlü üniversiteler; yalnızca eğitim veren değil, bilgi üreten, teknoloji geliştiren, topluma yön veren ve küresel rekabet gücü oluşturan kurumlardır. Siz değerli akademisyenlerimizin her başarısı, aynı zamanda üniversitemizin ortak vizyonuna yapılan stratejik bir katkıdır.

Ancak özellikle ifade etmek isterim ki; ilmin zirvesine çıkan akademisyenlerimizle, o zirveye giden yolu her gün sabırla hazırlayan idari personelimiz aynı büyük başarının ayrılmaz parçalarıdır. Akademik mükemmeliyet ile kurumsal organizasyon arasındaki uyum, sürdürülebilir başarının temelidir.

Bugün ayrıca memuriyette 10, 20 ve 25 hizmet yılını tamamlayan kıymetli personelimize belgelerini takdim edeceğiz. Bir kuruma yıllarını vermek; sadece zaman ayırmak mecburiyetten işe gidip gelmek değil, o kurumun hafızasına, kültürüne ve geleceğine emek vermektir. Kurumsal bağlılık, modern yönetim anlayışında en kıymetli sermayelerden biri kabul edilmektedir. Çünkü aidiyet duygusu yüksek olan kurumlar, krizlere karşı daha dayanıklı, hedeflerine karşı daha kararlı olur.

Yine görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı sonucunda yeni unvanlar almaya hak kazanan çalışma arkadaşlarımızı da ayrıca tebrik ediyorum. Görevde yükselmek yalnızca bir makam değişikliği değil; daha büyük bir sorumluluğu, daha güçlü bir temsil bilincini ve daha yüksek bir kurumsal katkı sorumluluğunu üstlenmektir. İnanıyorum ki her bir arkadaşımız yeni görevlerinde üniversitemizin kalite kültürüne, kurumsal gelişimine ve vizyon hedeflerine önemli katkılar sunacaktır.

Kıymetli Misafirler,

Son yıllarda üniversitemizin elde ettiği akademik ve kurumsal başarıların arkasında güçlü bir ekip ruhu, ortak hedef bilinci ve sürdürülebilir kalite anlayışı bulunmaktadır. Bildiğiniz üzere Mart 2026 itibarıyla üniversitemiz, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı kapsamında “5 Yıllık Tam Akreditasyon” almaya hak kazanmıştır. Bu başarı, yalnızca teknik bir değerlendirme sonucu değil; kurumsallaşma iradesinin, kalite kültürünün ve ortak emeğin tescilidir.
Bu süreçte akademisyeninden idari personeline, daire başkanlıklarından birim yöneticilerine kadar herkesin büyük emeği bulunmaktadır. Bu başarı; birlikte çalışma kültürünün, ortak aklın ve kurumsal dayanışmanın ürünüdür.

Değerli Mesai Arkadaşlarım,

Bizler kökü mazide olan ati bir milletin evlatlarıyız. Ancak biz geçmişe sadece övünmek için değil, geleceği daha güçlü inşa etmek için bakıyoruz. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi olarak hedefimiz; sadece diploma veren değil, değer üreten; sadece bilgi aktaran değil, şahsiyet inşa eden; sadece bugünü yöneten değil, geleceği tasarlayan öncü bir yükseköğretim kurumu olmaktır.

Bilimin rehberliğinde, ahlakın ışığında, kalite odaklı yönetim anlayışıyla; yenilikçi, girişimci, araştırmacı ve insan merkezli bir üniversite modelini hep birlikte inşa edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki büyük hedefler, ancak güçlü bir kurumsal birliktelik ve ortak ideal şuuru ile ülkü ile gerçekleşebilir.

Bu duygu ve düşüncelerle; bugün belge almaya hak kazanan tüm akademik ve idari personelimizi gönülden tebrik ediyor, üniversitemize sundukları kıymetli katkılar için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.
Gayretimizi bereketli, çalışmalarımızı hayırlı kılsın.
Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.


Fotoğraflar